Ergenlikte korku (Fobi) üç genel
grupta incelenebilir
1- Objelere
karşı duyulan korkular: Yılan, köpek, uçak, fırtına, ateş gibi objelere karşı
duyulan korkudur.
2- Sosyal ilişkilerde duyulan korkular(sosyal korku): Diğer
insanlarla tanışmak, alaycı kimselerle bir arada olmak, topluluk önünde
konuşmak ya da çoğunluğu büyüklerden oluşan bir gruba katılmak, gençlerde korku
meydana getirebilir. Bu tür sosyal korku, utangaçlık ya da şaşkınlık şeklinde
görülür.
3- Ergenin kendisiyle ilgili korkuları: Yoksulluk, ölüm, kendisinin
veya ailesinden bir bireyin ciddi bir hastalığa tutulması, okulda ya da işinde
başarısızlığa uğraması, gençte korku oluşturabilir.
Gençte korku uyandıran konular, yaştan yaşa farklılık gösterir. Genç, korku
durumunda kaçma ya da (vücudun kaskatı kesilmesi, titreyip şaşırması, terlemesi
gibi)bedensel tepkiyle yanıt verir. Yaş ilerledikçe, çevreyle olan ilişkilerin
artması sonucu korkuların giderek azaldığı görülür.
Ergenlikteki korkular, onun yaşına, zekasına, duygusal ve sosyal olgunluğuna,
kendine olan güvenine, çocuklukta ne tür korkulara karşı şartlandırıldığına
bağlı olarak değişebilir. 224’ü erkek, 135’kız ve yaşları 14-19 arasında olan
359 lise öğrencisinin korku ve kaygılarını belirlemek amacı ile yapılan bu
araştırmaya göre, bu yaş grubunda en çok rastlanan korku hayvan korkusudur. Bu
çocukluktaki korkuların devamı gibi görünmektedir. Savaşla ilgili korku ve
kaygılar da birinci sırada yer almaktadır. Üniversiteye girememe de önemli bir
kaygı ve korku doğurmaktadır. Başarısızlık kaygısı ve kendini gerçekleştirememe
kaygısı da araştırıcı tarafından yüksek oranda bildirilmektedir. Ölüm korkusu
liseli ergenlerce çok az ifade edilmesine rağmen ölümden sonrasına dair kaygılar
üst düzeyde bulunmuştur. İnsanlara güvenememe araştırma grubundaki ergenleri
altıncı sırada kaygılandıran bir konudur.
Kaygı (Endişe):
Kaygı,nedeni açıkça tanımlanamayan tedirgin edici bir duygu veya mantıksız korku
olarak tanımlanabilir. Günlük dilde tasa kelimesi de kaygı yerine
kullanılmaktadır. Kaygı insana has bir duygudur. Kaygıyı korkudan ayıran farklar
şunlardır.
1-Kaygının kaynağı çok belirli değildir,
korku doğuran uyaran ise bilinir.
2-Korku kaygıdan daha şiddetli olarak hissedilir.
3-Korku kısa sürelidir, kaygı ise daha uzun sürelidir.
Gelişim çağında görülen “gelişimsel kaygılar”
duruma bağlı kaygılardır.bedence ve boyca hızlı büyüme ve gelişmede
cinsel-biyolojik olgunlaşmada ortaya çıkan yeni durumlara alışma sürecinde
yaşananlar kaygıya sebep olabilir.
Sınav kaygısı da çokça son çocukluk ve
ergenlikte görülen sınav öncesinde ve sınav sonrasında ortaya çıkan, sınavdaki
muhtemel başarısızlıkla ilgili olumsuz duygu, düşünce ve davranışlardan
kaynaklanır. Sınav kaygısının öğrencinin değerlendirilmesine yönelik çoğu
faaliyetler sırasında görüldüğüne işaret edilmektedir. (Kaymak,1987) Öğretmenin
grup içinde kendisine yönelttiği soruları cevaplandırırken, sınıf içinde
tartışmalara katıldığında ve sınıfta herhangi bir şekilde konuşmak zorunda
olduğunda bir kısım çocuk ve ergenin heyecanlandığı ve kaygılandığı
gözlenmektedir.
Evde okul çalışmaları ile ve girecekleri
sınavlarla ilgili olarak anne babanın endişe yaratan tutum ve davranışlarının
çocuklarında da endişe yarattığı ifade edilmektedir. (Büyükkaragöz,1990).
Başarı kaygısı ve sınav kaygısının bir miktar
olmasının, öğrenciyi çalışmaya güdüleyici, rekabet ve yarışmacılığı teşvik eden
yararlı olduğu düşünülmektedir. Ancak kaygı düzeyi yükseldikçe,bunun öğrencinin
başarısını olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Fen ve Endüstri Meslek Liseleri
giriş sınavlarına giriş sınav baş vuran kız ve erkek 267 ortaokul son sınıf
öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmada sınav kaygısı düşük düzeyde olan
öğrencilerin,yüksek sınav kaygısına sahip olanlara göre giriş sınavlarında daha
başarılı oldukları bulunmuştur. Ayrıca düşük ve yüksek sınav kaygılı çocuklar
okul başarıları bakımından karşılaştırıldığında, sınav kaygısı düşük olanların
okul başarıları daha yüksek bulunmuştur.
ERGENLİK DÖNEMİNDE YÜKSEK DUYGUSALLIĞIN NEDENLERİ
Her yaşta uyum, duygusal
gerginliği de beraberinde getirir. Çünkü yeni durumlara uyum, hem zihinsel hem
de hareketle ilgili davranışlarda bir değişikliği gerektir. Ergen çocukluk
dönemindeki alışkanlık ve fikirlerinin artık kendisi için yetersiz olduğunu
görür. Duygusal gerginlik, yerleşmiş olan bu alışkanlıkların yerlerine
yenilerinin kazanılması sonucunda ortaya çıkar.
Çevresel ve toplumsal
faktörler ergende güvensizlik duygusu yaratır ki, bu da duygusallığa neden olur.
Aile içindeki duygusal ve
sosyal etkileşim açısından başarılı bir çocukluk dönemi geçiren birey, ergenlik
dönemi sorunlarını daha rahat çözebilir.Çocukluk yıllarında çocuklarıyla
arkadaşça bir diyalog kurmayı başaran anne babalar, bu diyaloğu ergenlik
döneminde de sürdürmekle, genç için gerekli olan rehberlik işlevini yerine
getirmiş olurlar.
Kuşaklar arasındaki farklı
duyuş ve düşünüş nedeniyle, anne baba ve ergen arasında, yeterli düzeyde dostça
bir ilişki kurulamamaktadır. Bunun sonucu olarak da davranışlarından dolayı
kendisine çocuk muamelesi yapılan genç, yer yer isyan etmektedir.
Sosyal baskıyla oluşturulan
güvensizlik ve şüphecilik duyguları, yerine, gence bir kişiliğe sahip olduğu
hissettirilmeli, işinde ve sosyal yaşamında arzularını, yetenek ve
gereksinmelerine uygun bir biçimde gerçekleştirebilmesine yardım edilmelidir.
Yeni bir çevreye uyum her yaşta zor olmakla
birlikte, ergenlik döneminde uyumun daha da güçleştiği görülür. Bunun başlıca
nedeni, ergenden kısa bir süre içinde birçok yeni çevreye uyum göstermesinin
beklenmesidir.

|
|
|
|
|