Ayrıca karmaşık ve ihmalkar ortamda yetişen çocuklar genellikle
kızgın, yıkıcı ve talepkar olmakta ve yetişkin ilişkileri için gerekli
engellemeye tahammülü yeterince geliştirememektedir.
Yapılan araştırmalarda davranım bozukluğu olan bazı çocuklarda
dopamin’i norepinefrine dönüştüren dopamin β-hidroksilaz enziminin plazma
seviyesi düşük bulunmuştur.
Uzun süre şiddette maruz kalmış çocuklar, sıklıkla agresif şekilde
davranırlar. Bu tür çocuklar duygularını ifade etmekte zorlanabilirler ve bu
zorlular kendilerini fiziksel olarak ifade etme eğilimlerini arttırır.
Klinik Özellikler:
Agresiflik, zorbalık, fiziksel saldırı, yaşıtlarına acımasız
şekilde davranış görülmektedir. Erişkinlere karşı düşman, küfürbaz, saygısız,
küstah ve olumsuz olabilirler. Sürekli yalancılık, sık sık okuldan kaçma ve
tahripkarlık yaygındır. Okul başarıları düşüktür. Şiddetli olgularda yıkıcılık,
hırsızlık ve fiziksel şiddet sıktır. Çete kurma ve grı,up halinde çatışmalara
girme gözlenebilir. Kabadayı, tehdit edici ya da alaycı davranışlar sergiler,
sıklıkla kavga başlatırlar. Bazen bu kavgalarda çakı, tabanca gibi eşyalar
kullanarak karşı tarafa zarar verebilirler. Genellikle utanma, pişmanlık ve
suçluluk gibi duygular hissetmezler.
Cinsel eğilimler ve sigara-alkol-madde bağımlılığı erken yaşlarda
gözlenebilmektedir.
Düşmalıkları sadece erişkin otorite figürleri ile sınırlı değildir.
Eşit derecede kini akranlarına ve küçük çocuklara karşı da gösterirler. Genelde
kendilerinden küçüklere ve zayıf kişilere zorbalık yaparlar.
Tedavi ve Seyir:
Anne baba uygun davranış tekniklerini öğrenmeli ve bu teknikleri
kullanarak uygun davranışları geliştirmeleri sağlanmalıdır. Ancak ailelerle
böyle bir çabaya girmeden önce anne-babanın da psikiyatrik açıdan
değerlendirilmesi ve tedavisi gerekebilir. Ailede kötüye kullanım veya
karamşıklık olduğunda, çocuk tutarlı ve yapılandırılmış bir çevreden
yararlanması için evden alınması gerekebilir.
İlaç tedavisi davranım bozukluğunda faydalı bir ek tedavi
yöntemidir. Aşikar agresyonda antipsikotikler kullanılabilir. En etkin olan
Haloperidol’dür.
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK
Obsesyon; tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünce, duygu, fikir veya
duygudur. Kompülsiyon; sayma, kontrol etme ya da kaçınma gibi bilinçli,
standardize, tekrarlayıcı düşünce ya da davranıştır. Obsesyonlar kişinin
kaygısını arttırırken, kompülsiyonlar azaltıcı etkiye sahiptir. Kişi
obsesyonlarının mantıksız olduğunu farkındadır.
Obsesif kompülsif bozukluk’ta tek başına obsesyon veya kompülsiyon
veya her ikisi birlikte bulunabilir.
Yapılan araştırmalarda beyindeki bazal gangllionlarda, frontal
lobda ve cingulumda değişimler olduğu saptanmıştır.
Psikanalitik Kurama göre obsesif kompülsif belirtiler bilinç dışı
bir çatışmadan kaynaklanmaktadır. Ritüeller ise yasaklanmış duygular veya
rahatsız edici yaşantıları engellemektedir.
Klinik Özellikler:
Çocuk ve ergende rastlanılan en yaygın obsesyonlar; mikrop bulaşma
korkusu, kendine ve diğerlerine zarar vereceği korkusu ve dini takıntılardır. En
yaygın kompülsiyonlar ise aşırı yıkanma, tekrarlama, kontrol etme, dokunma,
sayma ve düzenlemedir. Ayrıca ilkokul çağındaki çocuklarda en sık görülen
kompülsiyon sayma ve simetridir.
Genelde zaman içerisinde obsesyon ve kompülsiyonların değiştiği
görülmektedir. Uzun süre ödev yapmaya çalışan faka üretken olmayan bir şekilde
ödev yapmaya çalışan , ayrıntılarla fazla uğraşan, aşırı su ve sabun kullanan,
yabancıların eşyalarına dokunmasından hoşlanmayan yapıları vardır.