2. Ergen ve yetişkin, görünen olayları, aralarında zihinden birleştirme yoluyla
çoğaltır. Yeni ve ilk bakışta kavranılmayan kombinezonları düşünür. Örneğin, x,
y, z gibi 3 olayı, olası bulunan bütün kombinezonları ile teker, teker ele
alabilir ve üstelik, bunları yok sayabilir, yani hiçbirini ele almayabilir.
Somut işlemler çocuğu ise, yalnız bir ya da iki kombinezon üstünde durur.
Bunları da zihinsel işlem yoluyla değil, rastlantı sonucu elde eder.
3. Ergen ve yetişkin düşüncesi, daha az saplantılı ve dolayısıyla daha esnektir.
Bu yüzden, beklenmeyen olaylar karşısında düştüğü şaşkınlık daha önemsizdir.
Somut işlemler çocuğuna kıyasla daha az paniğe kapılması bundandır. Aynı sonuca
değişik yol ve yöntemlerle varabilmesi de, ergen ve yetişkin düşüncesinin
esneklik özelliğinden ileri gelmektedir.
Somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine geçişin nasıl olduğu, kesin
olarak bilinmemektedir. J.Piaget, bunu ergenlik çağının başlarında görülen nöro-
fizyolojik yapı değişikliğine bağlamaktadır.bununla birlikte kişinin içinde
toplumun toplumsal ve kültürel yapı ve özelliklerinin de bunda rol oynadığı
kabul edilmektedir.
J.Piaget, uzun çalışmalardan sonra şu sonuca vardı:
“Zihinsel işlemler, bütünleşmiş yapılardan kaynaklanmaktadır.bu yapılar,
gelişmenin tümüyle yöneldiği denge tiplerini belirler. Bunlar hem organik, hem
psikolojik, hem de toplumsaldırlar;kökleri, organizmanın doğal biçimlerine kadar
gider.”(Uğur-Şemin, 1980, s.2) Ona göre, çocuğun 11 yaşından önce basit bazı
mantık işlemlerini yapamamasının nedeni, düşünce sürecinin yapısındaki
özellikleridir.
Şunu da unutmamak gerekir ki, düşüncenin gelişimi bakımından çocuklar arasında
fark vardır.
J.Piaget’nin “zihin gelişimi” ile ilgili bu kuramı, eğitimde gözlem ve deneye ne
kadar önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Öğretimde “somuttan soyuta”
ve daha genel olarak, eğitimde “etkinlik” ilkesinin bilimsel dayanaklarından
biri budur. Buna, toplumsallaşmayı da ekleyebiliriz. Bu etkinliklere yer
verilerek yapılan bir öğretimde, çocuk, hem kendi yaşantıları, zeka bakımından
gelişmesine de yol açar. Çocuğun yetişkin mantığına erişmesi, eğitim arcılığıyla
hem hızlandırılabilir, hem de kuvvetlendirilebilir. Görülüyor ki çocuk zihni ile
yetişkin zihni arasındaki ayrım, yalnız bir nicelik ayrımı değil, aynı zamanda,
bir nitelik ayrımıdır. Eğiticinin, bunu da her zaman göz önünde bulundurması
gerekir. İlkokullarda bir gözlem, deney ve iş dersi olarak okutulan Hayat
Bilgisi dersinin varlık nedeni de budur. Çocuğu, çocuk gerçekçiliğinden,
canlıcılıktan, olguların nedenini hep insanlarda ya da doğa üstü varlıklarda
aramaktan kurtarmak. Kısaca, çocuğu nesnel düşünüşe alıştırmak(Cavit Binbaşı
oğlu, 1995, s.96-97)
Piaget’ye göre birey ergenlik dönemi ile birlikte yetişkin gibi düşünebilme
özelliklerini kazanır, soyut düşünebilmeye başlar. Bu dönemde zihinden işlemler
yapılabilir, hipotez geliştirilerek problemlere analitik çözümler bulunabilir.
Satranç bu açıdan hipotetik düşünmeye ağırlık veren bir oyun olarak örnek
verilebilir. Soyut işlemler dönemi ile birlikte kişi satranç oynamaya
başlayabilir. Daha önceki dönemlerde satranç karmaşık ve anlaşılmaz bir oyundur.
Örnek için, bu dönemdeki bir kişiye “odanın bir köşesinden öbür köşesine kaç
olası yolla gidilebileceği” sorulduğunda sonsuz sayıda olduğu cevabı alınabilir.
Oysa daha küçük çocuklar iki kenar ve bir orta yol olmak üç yolla
gidilebileceğini söylerler.
Bu dönemin diğer bir düşünce özelliği de birleştirmeci (kombinasyonel)
düşünmedir.birkaç faktörün birlikte ele alınarak sorunun çözülmesi bu dönemde
edinilir. Ayrıca faktörler bu dönemde soyutlanabilir ve bilimsel sorunlara
çözümler aranabilir.