Folikülün içindeki değişiklikler:
Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin
altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler
kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar.
Ergenlik döneminde
hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla
temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler
folikülde bir tıkaç oluştururlar.
Bakteri
Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu
ortamda yaşayan bakteri P. acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve
aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi
sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği
kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.
Tüm bilgileri birleştirirsek...
Tıkalı foliküller iki çeşit akne oluşumuna neden olabilirler:
(1) komedon, ya da enfeksiyonsuz siyah noktalar, ya da
(2) papül, püstül ve nodül adı verilen enfeksiyonlu lezyonlar
Cilt Yapısı
Cilt, vücudu dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını
ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını
gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta destek dokusu olan
kollajenden, kan damarları ve salgı bezlerinden zengin dermis tabakası yer alır.
Ortada stratum bazale adı verilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka
vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk ederler
ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte
birikerek stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar.
Normal bir cildin
sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli
dökülüp yenilenmeleri gerekir. Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları,
yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve
stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler beklenen hızda dökülemez ve
tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir
görüntü oluştururlar. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir.
Akneye
eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da orta
tabakada hücre yenilenmesini yavaşlatarak ve destek dokusu olan kollajende
azalmaya neden olarak cilt sağlığını olumsuz etkilerler.
Genetik Faktörler
Akne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye
kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik
bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının
herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme
ihtimali daha yüksektir.
Akne tedavisi konusunda özellikle son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler
sayesinde artık tedavi edilemeyen akne türü kalmamıştır. Eğer böyle bir risk
altındaysanız yapmanız gereken onu bir dermatoloğa götürmek ve tedavisini takip
etmek olmalıdır.
Kısa Kısa
-
Akne lezyonları daha çok
yüzde görülür, ama aynı zamanda boyun, omuz, göğüs, kafa derisi, kalça, kol
ve bacaklarda da görülebilir.
-
Akne oluştuktan sonra
yüzeyde kalan kırmızı leke, bazen ciltte 4-6 ay boyunca görülebilir. Sıcakta
ya da egzersiz sonrasında bu iz daha da belirgin bir hale gelebilir.
-
Akne tedavisi haftalar ya da
aylar sürebilir.
-
Sadece bölgesel tedavi işe
yaramaz. Yüzün ve aknelerin yayıldığı bölgenin tümü düzenli olarak tedavi
edilmelidir. Böylece yeni aknelerin oluşması önlenebilir.